Bir ülkede elde edilen gayrisafi milli hasılanın (GSMH), ülkede yaşayan nüfus sayısına bölünmesiyle kişi başına düşen milli gelir miktarı bulunur. Aynı yöntemle, ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) da ülkede yaşayan nüfusa bölünmesiyle de kişi başı yurtiçi gelir miktarı bulunmuş olur.
Ülkelerin milli gelirlerinin ve kişi başına düşen milli gelir miktarlarının ölçümü önemlidir. Bir ülkenin ekonomik gücü milli gelir düzeyi ile ölçülür. Kişi başına düşen milli gelir ise o ülke vatandaşlarının ortalama gelir düzeyinin hesaplanmasının ve halkın refah gücünün ölçülmesinin göstergesi sayılır. Uluslararası karşılaştırmaların yapılabilmesi için ülke gelirlerinin genellikle Amerikan dolarına çevrilmesiyle karşılaştırma yapılır.
Milli gelirinde ve halkın refah gücünde olumsuz yönde gidişat sergilendiğinde ülkenin milli gelirden sorumlu kişilerinin revizyon yapması gerekir. Ülkenin beklenen ve olması gereken ekonomik güce ulaşması için birkaç kez revizyon uygulanabilir.
Milli gelir hesaplaması yapılırken kullanılan temelde iki kavram vardır. Bu kavramlar Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) ve Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)’dır. GSMH, ülkenin vatandaşlarının o ülke sınırları içinde ve sınırları dışında o ülkeye kazandırdıkları gelirdir. GSYİH ise ülkenin kendi sınırları içinde, kendi vatandaşlarından ve yabancı vatandaşlardan ülkeye kazandırılan gelirdir.
Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) Hesaplanması
Bir ülkenin ne kadar zengin olduğunu mu merak ediyorsunuz? O zaman işin sırrı gelirlerin nasıl paylaşıldığında yatıyor. Hocalar üniversitelerde “GSYİH’yı üç farklı yoldan hesaplayacaksın” derlerdi. Gelirler yöntemi de bunlardan biriydi; en somut geleni, çünkü “para kimin cebine giriyor” sorusuna cevap veriyor.
Hadi adım adım gidelim – ama bu sefer formülleri ezberletmeden, mantığını anlatayacağım.
Önce GSYİH’yı topluyoruz. Yani ülke sınırları içinde üretilen her şeyin geliri. Tarım ne kadar kazandırmış? Sanayi? İnşaat? Ulaştırma? Hepsini alt alta yazıyorsunuz. Mesela 2025’in Saadîka TÜİK verilerine göre inşaat sektörü geçen yıla göre %12 daralmış. Bunu Ankara’da yarım kalmış gökdelenlere bakınca zaten hissediyorsunuz.
Sonra GSMH’ya geçiyoruz: GSYİH + yurtdışından gelen net para. Gurbetçilerimizin havaleleri giriyor buraya. Ama yabancı şirketlerin Türkiye’den çıkardığı kâr da çıkıyor. Türkiye için genelde artı yazıyor bu kalem – işçi dövizleri sağ olsun.
En sonunda kişi başına bölüyoruz. 1,1 trilyon dolar / 85 milyon = yaklaşık 13 bin dolar. Ama bu rakam bence biraz yanıltıcı. 20 milyon kişi asgari ücretle geçiniyorsa, bu ortalama kime yarıyor ki?
Küçük bir tablo koyarsak daha net olur:
| Sektör | 2024 Payı |
| Sanayi | 28 |
| Hizmet | 62 |
| Tarım | 6 |
| Vergi ve Sübvansiyonlar | 4 |
GSYİH’yı Toplarken Karşılaşacakların (Yani Kalemler)
GSYİH ≈ Tarım + Ticaret + Sanayi + Ulaştırma + İnşaat + Haberleşme + Konut + Mali Kuruluşlar + İthalat Vergileri + Hizmetler (özel + kamu)
–Tarım: Çiftçi buğday satmış, ücret almış; traktör kiralamış, kâr kalmış; arazi sahibi rant almış. Hepsi buraya giriyor. Türkiye’de bu kalem yazın şişer, kışın iner – mevsim işte.
– Ticaret: Bakkal, AVM, otel, restoran… Dükkan sahipleri mal satıyor, pazarlar canlanıyor; ancak yüksek kira ve maliyetler, kar marjlarını daraltıyor. Bu durum, küçük esnafı zorluyor ve sektördeki rekabeti artırıyor. Satış elemanı maaşı, patron kârı, garson bahşişi. Pandemi vurduğunda burası ilk darbe alan yer oldu, hatırlarsın.
– Sanayi: Üretim artarken, iş gücü maliyetleri de yükseliyor. İnovasyon ve Ar-Ge yatırımları, rekabet avantajı sağlamak için artık zorunluluk haline geldi. Fabrika, maden, elektrik santrali. İşçi maaşı, patron kârı, makine aşınması (amortisman). Almanya’da bu %30’u geçer, bizde %28 civarı dolaşıyor.
– Ulaştırma: Kamyon şoförü, uçak pilotu, gemi kaptanı… Bilet parası, navlun ücreti, lojistik kârı. Küreselleşme bu kalemi şişirdi. Lojistik ağları gelişiyor, ancak altyapı yatırımları yetersiz kalıyor. Bu da teslimat sürelerini uzatıyor ve maliyetleri artırıyor.
– İnşaat: Beton döken işçi, müteahhit kârı, arsa rantı. Faiz düşünce balon yapar, yükselince durur. 2025’te %12 daraldı mesela – Ankara’da yarım gökdelenler hâlâ duruyor. Yeni projeler ve şehirleşme trendi devam ediyor; fakat konut fiyatları hızla artarken, dar gelirli aileler için ulaşılabilir konut bulmak giderek zorlaşıyor.
– Haberleşme: Turkcell faturası, internet aboneliği, posta ücreti. Teknisyen maaşı, şirket kârı. 4.5G’den 5G’ye geçerken burası uçtu.
– Konut: Ev sahibi kirayı cebe indirir. Ama kendi evinde oturan? Onun için “farazi kira” yazılıyor. Sanki kiracıymış gibi. Bana sorarsan biraz komik ama sistem böyle.
– Mali Kuruluşlar: Banka faiz farkı, sigorta primi, borsa komisyonu. 2008’de batan bankalar bu kalemi yerle bir etmişti.
– İthalat Vergileri: Gümrükte ödenen para. Üretimde kullanılmaz ama GSYİH’ya eklenir. Devlet kasasına gider.
– Hizmetler (özel + kamu): Özel hastane, devlet okulu, belediye otobüsü… Doktor maaşı, öğretmen ücreti, memur bordrosu. Kamu tarafı vergiden finanse edildiği için dolaylı giriyor.
GSMH’ya Geçiş: “Yurtdışını da Katıyoruz”
GSYİH ülke içini ölçer. Ama GSMH “bizimkiler” ne kazanmış ona bakar – nerede olurlarsa olsunlar.
GSMH = GSYİH + (Yurtdışından gelen para – Yurtdışına giden para)
Örnek: GSYİH 10 trilyon TL. Gurbetçiler 700 milyar göndermiş, yabancılar 200 milyar çıkarmış. → Net +500 milyar → **GSMH = 10,5 trilyon TL**
Türkiye’de bu genelde pozitif çıkar. İşçi dövizleri sağ olsun.
Kişi Başına Bölmek: Ortalama Ne Kadar?
Kişi başına düşen milli gelir = GSMH ÷ Nüfus
Adım adım:
1. GSMH’yi bul (örnek: 1,1 trilyon USD)
2. Nüfusu al (85 milyon)
3. Böl: 1.100.000.000.000 ÷ 85.000.000 ≈ 12.941 USD
Türkiye’nin 1990-2024 yılları arasındaki kişi başına düşen milli gelir grafiğini ayrıca inceleyebilirsiniz.

Kişi Başına Düşen Milli Gelirin Hesaplanmasında Yaşanan Zorluklar
- Uluslararası karşılaştırmaların Amerikan doları ile yapılması en büyük sorun teşkil eden unsurdur. Dolar dışında başka para birimlerini kullanan ülkelerin ekonomilerinde örneğin Türkiye gibi ülkelerde, dolar kurunda yaşanan büyük dalgalanmalar, dolar cinsine çevrilerek hesaplanan kişi başına düşen milli gelir değeri, yerel para birimleri cinsinden hesaplanan reel kişi başına düşen milli gelir ve hesaplanan reel milli gelire göre büyük değişiklikler gösterebilir.
- Ülkenin para birimi Amerikan dolarına göre daha çok değerlenmiş ise Amerikan dolarının yerel para biriminden düşük olması ülke ekonomisi çok iyiymiş, kişi başına düşen milli gelir çok yüksekmiş gibi gösterir. Aynı şekilde Amerikan doları yerel para biriminden daha değerli ise ülke ekonomisi kendi içinde ne kadar iyiyse bile uluslararası olarak küçük gelirlere sahipmiş gibi gözükür.
- Ülkeler arası iç fiyatlandırmaların farklı olması ülke içi satın alım paritesinin değişiklik göstermesi anlamına gelir. Satın alma paritesi üzerine kurulmuş döviz kurunda iç fiyatlandırma üzerindeki farklılıklar ortadan kaldırılmaktadır.
- Ev içi üretimini kendisi yapan kişilerin gelirlerini milli hasılaya eklemek kolay değildir.
- Kayıt altına alınamayan üretimleri milli gelir toplamına eklemek zordur. Genellikle gelişmekte olan ülkelerde, vergi vermek istemeyen veya az vergi vermek isteyen kişilerce üretim yokmuş gibi gösterme veyahut da olduğundan daha az üretim varmış gibi gösterme eğilimi yüksektir.
Kaynakça:
GSYM, Büyüme, Oranlar ve Tuhaflıklar – Mahfi Eğilmez








